MEMNUN OLUN!
Memnun olun ki, memnun olacağınız deneyler yaşayın. Hepimiz tekâmül etmekte olan bedenlenmiş ruhlarız. Zaman zaman hayatımızda memnun olmadığımız, planlarımızın dışında, beklenenin tam tersi olan durumlar yaşayabiliyoruz. Bu hayat denen yolculuk. Evet, bunlar olağan şeyler… Tabii ki olmamasını dileriz ve olmaması için gayret içindeyizdir ancak bu hayat deneyimi ve tecrübesi sonunda mezun olacağımız yerdir. Memnun olun; olan bitenden, yapılan işten, size olan başkalarının davranışlarından, kendinizden memnun olun ve nihayet hayattan memnun olun.
Sahip olduğunuz şey henüz istediğiniz şekilde veya derecede olmayabilir, memnuniyetsiz yaklaşımla durumu düzeltemeyeceğiniz gibi enerjinizi, modunuzu düşürmüş olacaksınız. Memnuniyetsiz insan, memnuniyetsiz enerji yaratacak ve yayacaktır, bu durum zincirleme etkisiyle daha da memnun olmayacağınız durumlar yaşatacaktır. Öncelikle memnun olmadığınız her neyse sizin düzeltebileceğiniz durum mudur, bir bakın bakalım. Cevabınız “Evet”, ise elinizden geleni hemen uygulamaya başlayın.
Memnun olun derken, pembe gözlük takarak, olan biteni yok sayarak, vurdumduymaz duruma bürünün demek istemediğimi anlayacağınızı düşünüyorum. Elinizde olan her şeyden ve herkesten memnun kalarak, memnun olmadığınız durumu dile getirerek ve durumu düzeltmek adına eyleme geçin demek istiyorum. Dile getirirken ve durumu düzeltmeye çalışırken merkezinizde kalarak, olumsuz duygularınıza yenik düşmeden, bilgelikle ilerlemek size istediğiniz sonuçları getirecektir.
Dışarıdan bakılınca gayet iyi bir durumda olan; ailesi, işi, eşi ve çocukları, orta düzey çoğu kişinin belki henüz sahip olamadığı hayata sahip bir tanıdığım vardı. Ancak ne zaman bir araya gelsek, sürekli memnuniyetsizliğini dile getirerek, ağlamaklı oluyor ve zavallı rolü oynamaya çalışıyordu. Eşinden, çocuklarından, patronundan, iş arkadaşlarından memnun değildi. Sürekli suratı asık ve kızgın halde hayatını yaşıyordu. Ben ona bakıp, yargısızca analiz ederken aslında hayata karşı çok haksızlık yaptığını fark ediyordum. Çünkü daha evvel söylediğim gibi oldukça gıpta edilebilen bir hayatı eşi, çocukları ve işi vardı.
Günün birinde geldi ve “Artık mutlu olmak istiyorum, istediğim her şey var ama neden ben memnun değilim? Lütfen bana yardım et.” dedi ve çalışmaya başladık. Bilinçaltının derinliklerinde, çocukluktan kalan kayıtlar vardı, o kayıtlar bu kişinin önce kendisinden, sonra hiçbir şeyden memnun olmaması gerektiğini iddia ediyordu. Eğer memnun olursa, sahip olduklarıyla yetinmek zorunda kalacaktı. Buradan çıkan kök inanç ise, ilerlemek ve istediklerime ulaşmak için memnun olmamalıyım idi. Çalıştık, kök inançları değiştirdik ve şifasına tanıklık etmiş oldum. Bana yazdığı son iletide hayatın aslında pembeler içinde olduğunu, fark etmesi için maalesef uzun yıllar kaybettiğini yazıyordu.
Ona cevaben, “Yıllar kaybettim” diye adlandırmanın doğru olmadığını, bu yılların sunduğu deneyimden ders alarak, yaşadığımız duygu durumu ve düşünce formlarının farkına varıp, hepsine “teşekkür” edip yolumuza bilgelikle ve farkındalıkla devam etmemiz gerektiğini yazdım.
Her deneyim bize ders olarak geldiği gibi özel amaca da sahiptir, olay bizi hakkıyla mezun etmektir. Bize düşen görev ise almamız gereken dersi almak, bir daha aynı hoş olmayan deneyimi yaşamamak için farkındalık kazanmaktır.
Bir insan öncelikle kendisinden memnun değilse, hiç kimseden ve hiçbir şeyden memnun olamayacaktır. Memnun olamama durumunun ardında genellikle yetersizlik duygusu ve yeterince iyi değilim inançları yatar. Kendisinden memnun olmayı öğrenen, kendisini olduğu gibi kabul edebilen insan, etrafında olmakta olan nahoş bir durum karşısında bile memnuniyetsiz ve sinirli tavır takınmak yerine, “ben ne yapabilirim, nasıl katkıda bulunurum?” diye düşünecektir. Memnun olmadığı durumu açık iletişim ile dile getirecektir.
[Mutluluğunuzu Kodlayın kitabından alıntı]


