ÇAKRALARIMIZ!
Evrensel yaşam enerjisinin alıcıları. Çakraların ne olduğunu, ne için bu kadar önemli olduğunu, neden aktif ve dengeli olmaları gerektiğini ve nihayetinde mutluluğumuzu kodlamamıza nasıl yardım edeceklerinden bahsedeceğim. Çakralar bedenimizde, Enerji Alıcı rolü üstlenmektedirler. Evrensel yaşam enerjisinin alıcıları. Yaradan’dan gelen enerjiyi kabul eder ve bağlı olduğu alan ve organlara bu enerjiyi gönderdiği gibi onları besler. Organlarımız bu enerji sayesinde sağlıklı çalışırken, bizim bütün bedenimiz sağlıklı demektir.
Evrenden, Yaradan’dan gelen enerji sadece sağlığımızdan sorumlu değil, bu enerji bütün varoluşumuzun tam ve bütün olarak sürmesine destek olmaktadır. Bolluk enerjisi, başarı enerjisi, görünür olma enerjisi, hayattan zevk alma enerjisi, mutluluk yaşama enerjisi ve bunun gibi çok sayıda enerjiden bahis edebilirim. Anlayacağınız, çakraların aktif ve dengeli çalışması, sağlıklı ve bütün olması, bütün bu enerjilerin ilahi programa uygun akması ve bizim varoluşumuza sirayet etmesi çok önemli. Herhangi nedenden dolayı, herhangi bir çakra hasarlı ya da dengesiz ise engellediği durum sadece ilgili alan ve organla kısıtlı kalmayacak, onun negatif etkisi maalesef bütün bedene ve hayata yayılacaktır. O yüzden, çakraların hepsi eşzamanlı, aktif ve dengeli çalışmalı.
Son zamanlarda sık duyduğum cümle: Çakralarım tıkalı veya çakralarımda blokajlarım var. Evet, ne yazık ki bu doğru, hem çakrası tıkalı hem de hasarlı olan çok insan var. Bunun bir nedeni insanların sevgiden uzaklaşmaları. Sevgiye yakın olan insan, özellikle koşulsuz sevgiye yakın olan insan, her insandan her deneyimde koşulsuz sevgiyi görmeyi başarabilen insan çakraları da dâhil, bütün varoluşu dengede olacaktır.
Hayatımda bir deneyim yaşadım. Ciddi bir deneyimdi. Bu deneyimi yaşamamın diğer sebeplisini affetmem gerekmekteydi, affettim. Her olay bir deneyim ve insan affedebilmeli. Affedebilelim ki hafifleyelim, kızgınlık, kırgınlık, kin, nefret yükünü yıllarca taşımayalım. Her affedilmeyen olay ya da kişi gereksiz, zarar veren, bizi azaltan ve küçülten, altında ezildiğimiz yüklerdir. Affederken o kişiyi onaylıyoruz anlamına gelmiyor, sadece o kişiden özgürleşiyoruz, yükümüzü bırakıyoruz.
Kimi insanlar affetmeyerek o kişiden intikam aldığını zanneder oysa bu kocaman yanılsama. Siz affetseniz de affetmeseniz de o kişinin ruhu duymaz. Siz yıllarca kin güder ve affetmezsiniz, hayatınız kararır karşınızdaki kişinin haberi bile olmaz. O zaman olan kime oluyor size mi, ona mı? Tabii ki olan size oluyor, çünkü o devasa, tüketen; kin, affetmeme enerjileri sizin alanınızda onun değil. Size zarar veriyor maalesef. O vakit, hemen şimdi atın üzerinizdeki gereksiz, zarar veren yükleri. Atın ki çakralar şifalansın, harika kapılar açılsın ve Mutluluğunuz Kodlansın!
Kendi deneyimimden bahis etmek istiyorum. Beni çok yaralayan bir kişiye karşı çok fazla şekilde affetme çalışması yaptım. Meditasyonlar, ritüeller ancak gel gör ki tam olarak affedemiyor ve takılıp kaldığımı hissediyordum. Aklıma geldikçe, üzülüyor, sinirleniyor ve yeniden yaşanırcasına enerjim emiliyordu. Yaradan’a sordum; “Neden affedemiyorum, neden tutunuyorum, neden özgür bırakamıyor, kendim de özgürleşemiyorum. Bu deneyimden neyi öğrenmemi istiyorsun?” diye. Cevap gecikmedi. “Yaşadığın olay ne olursa olsun, bu olayı sana kim yaşatmış olursa olsun, sen sadece olan bitende Koşulsuz Sevgiyi gör”. O anda çok büyük aydınlanma yaşadım, olayı ve kişiyi eleştirerek, kınayarak değil de olayın içinde sevgiyi aramaya koyuldum. Koşulsuz olan sevgiyi çok sürmeden buldum. Olayın içindeki ve o olayı bana yaşatan insanın içinde koşulsuz sevgiyi bulunca, bakış açım, tepkim, beklentim değişti ve ben tarifsiz hafiflik yaşadım, gerçekten affetmiş oldum. Derin ama bir o kadar değerli bilgiyi Yaradan’dan alarak bir kez daha Mutluluğumu Kodlamış oldum.
Çoğunuzun bildiği üzere 7 ana Çakraya sahibiz.
- Kök Çakra
- Sakral (cinsel) Çakra
- Solar Pleksus (mide) Çakra
- Kalp Çakrası
- Boğaz Çakrası
- 3 Göz Çakrası
- Taç Çakra
- Kök Çakra: Bulunduğu yer, kuyruk sokumu. Köklenme ve ait hissetmeyle yakından ilgili çakradır.
Rengi: Canlı Kırmızı.
Baba konuları, bolluk bereket, kökler, Kök Çakranın ana temaları. Bir insan köklenememe, ait hissedememe ve dünyada kendini emanetmiş gibi görüyorsa, bu kişinin Kök Çakrası hasarlı demektir. Kök Çakrası hasarlı olan insan nereye giderse gitsin, kendini oranın bir parçası gibi hissedemeyecektir, orada geçici ve emanetmiş gibi hissedecektir.
Kök Çakrası tıkalı ya da durgunsa, kişi bolluk bereket yoksulluğundan şikâyet edecektir ve geçmişi bırakamama sorunları yaşayacaktır. Geçmişi bırakamamak, kalın bağırsağın çeşitli hastalıklarını beraberinde getirecektir. Baba ile alakalı, şifaya açık alanlar direk Kök Çakranın hasara uğramasına sebeptir. Şöyle bir bakın etrafa, babaya küs olanlar, baba tarafından sevilemeyenler ya da baba ile alakalı sorun yaşayan insanların bolluk bereketiyle bir türlü düzelemeyen sıkıntısı vardır.
Gereğinden fazla aktif ve ya dengesiz çalışan Kök Çakra, insanı öfkeli, sinirli ve fevri çıkışlı biri yapar. Kök Çakra bedende böbreklerle, kalın bağırsak ve anüs ile bağlantılıdır. Adrenalin salgılayan bez (böbrek üstü bezi), adrenalin hormonunu salgılanmasını sağlayan çakra da Kök Çakradır. Yukarda bahsettiğim dengesiz çalışan Kök Çakra, böbrek üstü bezin de düzenli salgılamasını engellediğinden, bastırılmış öfke durumu yaratmaktadır. Bastırılmış öfke, genelde kazalarla dışarı çıkar. Sık sık kaza yapan insan varsa etrafınızda, bilin ki sürekli öfkesini bastıran, duygularını dışa vuramayan biridir.
Aşırı sinirli insanların Kök Çakası gereğinden fazla aktif çalışmakta demektir. En ufak durumda patlamaya hazır bomba etkisiyle dolaşırlar. Saman alevi misali, düşüncesizce saniyeler içinde köprüleri yıkan ancak çok kısa sürede, dengesiz salgılanan adrenalin hormonunu sinirli tavırla dışarı attığından, minnoş kediye dönüşebilirler. Kök Çakrasının aktif ve dengeli çalışmasını sağlayarak, hasarlı Kök Çakranızı şifaya kavuşturarak, hayatınızı önemli ölçüde iyileştirmiş olursunuz. Kök Çakranızı aktif ve dengeli çalışmasına destek amaçlı, kırmızı renkte kıyafet, aksesuar kullanabilirsiniz. Özellikle pantolon, etek, şort veya ayakkabı. Bedeninizin alt kısmına kırmızı renk kullanmanız önemli.
Kök çakranızın aktif ve dengeli çalışması için, birkaç HİS YÜKLEMESİ: Her cümleyi ayrı ayrı, hissederek okuyun ve içinizden EVET deyin. Şifa olsun!
- Aktif ve dengeli Kök Çakraya sahip olmanın nasıl hissedildiğini biliyorum.
- Bulunduğum alana ait hissederek yaşamanın Yaradan tanımını biliyorum.
- Nasıl köklenerek yaşayacağımı biliyorum.
- Bolluk ve bereket içinde yaşamaya izinliyim.
- Zengin olmaya izinliyim.
- Bereketimin her geçen gün artıyor olmasının nasıl hissedildiğini biliyorum
- Yaradan tanımıyla ve Yaradan perspektifinden ben bolluk içindeyim
- Babam ile dengeli ilişki kurmayı biliyorum.
- Babamı affetmenin nasıl hissedildiğini biliyorum.
- Babam tarafından sevilmenin nasıl hissedildiğini biliyorum.
- Babamı nasıl seveceğimi biliyorum.
- Babamı olduğu gibi kabul etmek mümkün ve güvenli.
Bolluk ve bereket ile bulunduğunuz alana ait hissederek Mutluluğunuzu kodlayacaksınız.
- Sakral Çakra (Cinsel Çakra): Bulunduğu yer, göbek deliğimizin 2 parmak üstünde veya altındadır.
Adında da anlaşıldığı gibi cinsellikle direkt bağlantılıdır. Bunun yanı sıra, yaratıcılık, üretkenlik, doğurganlık ve var etmekten sorumlu çakradır. Rengi: Turuncudur. Hasarlı cinsel çakra doğurganlığa engel olmaktadır. Çocuk sahibi olamayan çiftlerin Sakral çakralarını şifalandırmayla başlamaları fayda sağlayacaktır. Tıkalı ya da az çalışan çakra, cinsel isteksizlik ile kendini belli eder. Gereğinden fazla aktif ve dengesiz çalışan çakra cinsel doyumsuzluk getirecektir.
Cinsel doyuma ulaşamayan, sürekli, dengesizce, farklı insanlarla cinsel ilişki yaşayan kişi, başka enerjilerle özdeştiği için gitgide ruhu eksilecektir. Eksilmekten kastım ruhsal seviyeden eksilerek, öz ruhu azalacak, özüne ait olmayan ruh parçacıkları karışacaktır ve bu kişi hayata gelme gayesini, misyonunu hatırlayamadığı için bu dünyadan mezun olmadığı gibi, tekrar baştan başlamak zorunda kalacaktır. Öz ruhuna sahip olamayan insan hiçbir işi sonuçlandıramadığı gibi başarıya ulaşması da imkansızdır.
Sakral Çakranın renginin turuncu olduğunu belirtmiştim, aynı zamanda başarının rengi de turuncudur. Bir kadının orgazm esnasında yaydığı enerji, evrenin yaratılış enerjisine eşdeğerdir. Şimdi bir düşünün; ilahi olan ruh eşinizle, yani nikahlı eşinizle cinsel ilişki esnasında yayılan enerjinin devasalığı sizin hayatınızda yaratmak istediğiniz her şeyi yaratmaya yetecek kadar büyüktür. Size ‘ait’ olmayan bir başkası ile yaşadığınız ilişki esnasında da aynı devasalıkta enerji yaratılacaktır, ancak; size ‘ait’ olmayışı gereği, aynı ölçüde yıkım getirecektir. Dengeli ve sağlıklı kendi ruh eşiyle veya devamlı partneriyle cinsel ilişki yaşayan insanlar hayatlarında istedikleri çoğu şeye sahip oluyorlar. Çünkü yukarıda bahsettiğim dengeli yayılan devasa enerji yaratım enerjisidir ve bu yaratım enerjisiyle istediğiniz her şeyi yaratabilirsiniz.
O yüzden hep derler: Yaşamının içinde olan her şeyi, her deneyimi sen yaratıyorsun! Deneyimin niteliği gene size kalmış oluyor. Cinsellik, doğurganlık ve yaratıcılık insanoğlu için çok önemlidir. Bildiğiniz üzere insan neslinin devam etmesi için cinsellik hayli önemli. Cinsellikten haz alırken, istediğimiz harikulade hayatı ve birlikteliği yaratmak da gene bizim seçimimiz. Kaliteli ve haz dolu cinsel hayat yaşamak isteyen insanların Sakral Çakrasını şifalandırmaları gerekmekte. Sakral Çakranızın dengelenmesine destek olmak için, kıyafet veya aksesuarlarınıza turuncu rengi ekleyebilirsiniz.
Sakral çakranın aktif ve dengeli çalışması için HİS YÜKLEMELERİ: Her cümleyi ayrı ayrı, hissederek okuyun ve içinizden EVET deyin. Şifa olsun!
- Sağlıklı çalışan cinsel çakraya sahip olmanın nasıl hissedildiğini biliyorum.
- Dengeli cinsel ilişkide olmaya izinliyim.
- Beni doyuma ve haza ulaştıran ruh eşime sahibim.
- Ruh eşim ile yaşadığım cinsellikle doyuma ulaşmam mümkün ve güvenli.
- Ruh eşimle yaşadığım cinsel hayattan yetinmenin Yaradan tanımını biliyorum.
- Yaratıcılığın Yaradan tanımını biliyorum.
- Var etmenin Yaradan tanımını biliyorum.
- Cinsellikten haz almaya izinliyim.
- Cinsellik yaşamak mümkün ve güvenli.
3. Mide çakrası (Solar Plexus ya da Manipura): Bedenimizde tam midenin orada yer alır. Mide çakrası, pankreas bezi ile bağlantılıdır. Organ olarak, mideyi, pankreas, bağırsaklar, karaciğeri enerjetik olarak besler. Rengi, güneş sarısıdır. Özgüven, güvensizlik, ego konularıyla alakalı çakradır Mide çakrası. Hasarlı mide çakrası, mide rahatsızlıkları verir ülser, kanser gibi ciddi hastalıklar yaşatır. Gereğinden fazla aktif çalışan mide çakrası, kişinin başını derde sokacak derecede yüksek ego verir. O denli yüksek olur ve kişinin bütün var oluşunu yönetir hale gelir. Ego tarafından yönetilen insan için hayat koca hapishane oldu gibi, ciddi sorun ve problemlerle ömür boyu baş etmek zorunda kalır.
Egoyu biz yönettiğimiz zaman iyidir; bizim ilerlememizi sağlar, eyleme geçmemize ve sonuç almamıza destek olur. Bir insan kendi istediği zaman egoyu devreye sokuyorsa demek o insan erdemleri geliştirdi, olgunlaştı ve gelişmekte. O insan kendinden emindir, hareketlerin ve eylemlerin sorumluluğunu üstlenmekte, duygu ve egosunu yönetmekte demektir.
Ego, güçten ve farklılıktan beslenir. Ne tür güç olursa olsun, ne tür ayrıcalık olursa olsun henüz olgunlaşamamış insan hemen egonun kapanına düşer. Bir insan azıcık, diğerlerinden farklı durumda olmaya başladığında, hemen kendini apayrı bir yerde, kendini diğer insanlardan üstün görmeye başlar. Kendisini apayrı durumda görmesinin sonucu, diğer insanları daha ‘küçük’, daha ‘düşük’, daha ‘eksik’ görür. Ki hepiniz bilirsiniz, hepimiz eşitiz, hepimiz, bir ve bütünüz. Kendinden başka insanları eksik ya da küçük görmek en derin uykuda uyumakta olan insanların davranışıdır.
Egonun yanılsama cazibesine kapıldığının göstergesidir. Yukarda bahis ettiğim gibi ego her türlü güç ve ayrıcalıktan beslenir. En çok güçlü hissettiren paradır, henüz uyumakta olan ve çok parası olan insanlar egonun yönetiminde olan insanlardır. Ancak çok parası olan her insan egolu demek değildir. Burada çok paraya sahip olup; olgun, bilge ve mütevazi olmakta mümkündür. Sizde bilmek ister misiniz? Hem zengin olmak, hem bilge olmak, hem çok paraya sahip olmak, hem de mütevazi olmak aynı anda mümkün ve güvenli! “Evet” deyin yüklensin! Yukarda geniş geniş açıklamaya çalıştım mesele mide çakra meselesidir. Yavaş çalışan Mide Çakrası ise kişinin kendi yetenek ve özeliklerinin farkına varamamasını sağladığı gibi derin özgüvensizlik hissettirir. Mide çakranızın aktif, dengeli çalışmasına destek olmak adına sarı renkte kıyafetler giymek çok önemli. Üst kısma özelikle, bluz, tişört, elbise gibi, gibi.
Mide Çakrası için, HİS YÜKLEMELERİ:
– Özgüvene sahip olmanın Yaradan tanımını biliyorum!
– Kendimden emin olmak mümkün ve güvenli
– Bana hizmet eden egoya sahip olmayı biliyorum!
– Egomu nasıl terbiye edeceğimi biliyorum!
– Egolu olmanın Yaradan tanımını biliyorum!
– Kendimin farkına varmanın Yaradan tanımını biliyorum!
– Kendi değerlimi nasıl bileceğimi biliyorum!
– Kendimi kıymetli görmek mümkün ve güvenli!
– Hem görünür olmak hem de mütevazi olmak mümkün ve güvenli!
– Aynı anda hem başarılı olmak, hem zengin olmak hem de olgun olmaya izinliyim!
Tabii, metni paragraflara ayırarak düzenleyeyim:
- Kalp Çakrası: Kalp çakrasının yeri, kalbimizin orada yer almakta. Rengi zümrüt yeşili veya pembedir. En derin ve en kapsamlı çakradır. Bütün duygular orada bulunur, iyi olan veya iyi olmayan duygular. Sorumlu olduğu bez Timüs Bezidir. Timüs bezi bütün bebeklerde görülür ama insan büyüdükçe, o bez kaybolur. Timüs bezi mutluluk hissini yaşatan ve yaratan bezdir, bu nedenle çocuklar hep mutludurlar. İnsan büyüdükçe, her hangi sebepten yitirmiş olduğu için mutluluğu arar durur.
Timüs bezimizi aktive etmek ve mutluluk hormonu salgılaması için bir takım hareketler mevcuttur. Onları yaparsanız kendinizi iyi hissedeceksiniz.
- Göğüs kafesinize, yavaş yavaş vuruşlar yapmak.
- Salıncakta sallanmak.
- Kahkaha atmak.
- Dans etmek, herhangi bir dans.
Kalp Çakrası yavaş çalıştığında, insan kendini sevemez dolayısıyla başkalarını sevemez. Hayatında huzursuzluk hâkim olan insan, sürekli başkalarıyla çatışma halinde olan insan kendini sevmeyen insandır, etrafınızda tanıdığınız böyle insan varsa bilin ki bu insanda öz sevgi eksikliği vardır.
Gereğinden fazla aktif çalışan Kalp Çakrası, kişinin sevgi arayışı içinde olduğundan tabiri caiz ise ‘daldan dala konmasına’ sebep olacaktır. Sürekli partner değiştirir, doyumsuz aşk ilişkileri yaşar.
Hasarlı ve dengesiz Kalp Çakrası olanlar, sevgi tanımını bilemezler. Enerji açlığı yaşarlar, eksik enerjiyi başkasından gelen negatif enerjiyle tamamlamaya çalışırlar. Bilirsiniz, enerjiler her daim benzerini çekerler. Kalp Çakrası sorunlu insanlar sevgiyi üretemediği için negatifi üretirler çünkü öz sevgi yoktur. Üretilen negatif enerji başka insanlarda olan negatifi çeker. Eğer siz öfke, kızgınlık, nefret gibi negatif enerji üretmiyorsanız o insanlar sizin bu negatifleri üretmenize sebep olurlar.
Elinden geldiğince sizi çileden çıkararak, sizi delirterek ne yapıp edip onları beslemenizi sağlarlar. Salgıladığınız negatif enerjiyle kendilerini beslerler ve bir süreliğine başka av bulana kadar rahata kavuşurlar. Siz bu arada emilmiş, bitkin, huzursuz ve tükenmiş olursunuz. Böyle insanlara maruz kalanların bir an evvel onların hayatlarından, alanlarından uzaklaşmasını tavsiye edebilirim. Fiziki olarak uzaklaşmak çok kıymetlidir.
Bunun yanı sıra, neden o tür insana maruz kaldığınızı da araştırmak ve sizi maruz bırakan etki her neyse şifalandırmaya başlamak gerek. Çoğu zaman bu tarz insanlara maruz kalmamızı sağlayan bilinçaltı programlarımız mevcuttur. Bilinçaltında olan inançları dönüştürerek, kolaylıkla kendinizi korumaya alabilirsiniz.
Negatif insanlar tarafından sürekli tüketildiğini, ayrıca sevilmediğini söyleyen ve bu konuda oldukça mustarip olan çok sayıda danışanım oldu. Genelde çıkan programlar şöyleydi: “Kendimi seversem bencil olurum” “Beni severlerse şımarırım” “Sevilmeye laik değilim” “Sevilmek için yeterince iyi değilim” gibi çok sayıda ilginç inançlar çıkardı. Hepsi tespit edilip, şifalandırıldığı zaman, kişi bambaşka hayata başlamış gibi kökten değişimler yaşıyor.
Düşünsenize aklı başında, iyi kalpli ve duyarlı bir insansınız ama gel gör ki; olduk, olmadık kişiler sürekli alanınızı, kalbinizi ve ruhunuzu talan ediyorlar. Bu durumda hayat tabi ki renklerini kaybettiğinden çekilmez hal alır. Profesyonel bir şifacıdan destek alarak bu deneyimleri size yaşatan kodlama ve inançları şifalandırarak hayatınızı keyif içinde yaşamanız mümkündür.
Her şeyin başı SEVGİ. Sevgiyle her şeyin şifalanabileceğini de size söylemek isterim. Sakın unutmayın siz her halinizle muazzam, tek, eşi benzeri olmayan, her şeyin en güzeline layık birisiniz. Boyunuzla, posunuzla, renginiz, kilonuz, cinsiyetiniz ne olursa olsun siz çooook kıymetli ve değerlisiniz. Bunu sürekli aklınızda bulundurun.
Kalp çakrası uzun zamandır tıkalı olan insanlar, kalp hastalığına maruz kalabilirler. Daha evvel de belirttiğim gibi çakralar sorumlu oldukları organları beslemekte görevliler, düzgün çalışamayan çakra o organı besleyemediği için organ hastalanabilir.
Aşk veya duygu içeren görüşmeniz varsa, yeşil renkte kıyafet giymenizi tavsiye edebilirim. Yeşil renk, Kalp Çakrasını harekete geçirdiği için, sizin sevgi enerjisini yaymanızı sağlayacaktır.
Öz sevgiyi geliştirmek için, HİS YÜKLEMELERİ: Dikkatli okuyun, hissedin ve EVET deyin.
- Öz sevgiye sahip olmanın nasıl hissedildiğini biliyorum.
- Kendimi sevmeyi biliyorum.
- Kendimi sevmek mümkün ve güvenli.
- Enerjimi emdirmeden nasıl sevileceğimi biliyorum.
- Enerjimi feda etmeden, sevilmeye izinliyim.
- Öz sevgiyle yaşamak mümkün ve güvenli.
- Kendimi seversem bencil olurum, düşüncesi olmadan kendimi sevmeyi biliyorum.
- Bencilik ve öz sevgi arasındaki farkı biliyorum.
- Sevmeye ve sevilmeye layığım.
- Beni seven insanlara yaşamanın nasıl bir his olduğunu anlıyorum.
- Bana iyi gelmeyen insanlardan nasıl özgürleşmeyi biliyorum.
- Huzur, keyif ve sevgiyle nasıl besleneceğimi biliyorum.
5.Boğaz Çakrası, iletişimde ve ifade gücünde önemli bir role sahiptir. Bulunduğu yer boğaz hizasında olup, mavi renge sahiptir. Tiroit ve paratiroit bezlerini besler. Boğaz Çakrası dengesiz veya az çalıştığında, kendimizi ifade etmekte zorlanırız ve sıklıkla kendimizi yanlış ifade ederiz. Özellikle çocukluk döneminde sürekli susturulmuş kişiler, büyüdüklerinde konuşmaya izinli olmadıkları inancını taşırlar ve kendilerini doğru ifade edemezler hatta hiç ifade edemezler.
Gereğinden fazla aktif çalışan Boğaz Çakrası ise kişinin sivri dilli olmasına sebep olabilir. Açık sözlü olmak oldukça değerli bir erdemdir, ancak bu durumun bir ince çizgisi vardır. Sadece istendiği sürece yorum yapabilir veya düşüncelerimizi ifade edebiliriz. Ancak bu, kişisel olmayan, duygusuz ve nötr bir şekilde yapılmalıdır. Karşımızdaki kişiyi incitecek yorumlardan kaçınmak önemlidir çünkü bu davranış boğaz çakrasını hasara uğratır ve olumsuz karmalara sebep olabilir.
Düzgün çalışamayan Boğaz Çakrası, boğaz ağrılarına ve tiroit ile paratiroit hastalıklarına yol açabilir. Ancak hoş sohbet olmak, olumlu kelimeleri sıkça kullanmak boğaz çakrasını dengeleyip şifalandırabilir. Ancak bu samimi bir şekilde yapılmalıdır.
Önemli konuşmalar öncesi veya topluluk önünde sunum yaparken mavi renkli kıyafetler giymek, mavi eşarplar veya fularlar kullanmak boğaz çakrasının düzgün çalışmasını destekler.
Boğaz Çakrası için destekleyici HİS YÜKLEMELERİ:
- Kendimi rahatça ifade etmeyi biliyorum.
- Kendimi nasıl ifade edeceğimi anlıyorum.
- Susma gereği duymadan konuşmak mümkün ve güvenli.
- İstediğim her şeyi kolaylıkla dile getiriyorum.
- Sözlü ve duygusal düşüncelerimi nasıl dile getireceğimi biliyorum.
- Huzurum için susmak zorunda olmadan nasıl yaşayacağımı biliyorum.
- Konuşmaya izinliyim.
- Hoşuma gitmeyen her şeyi anlatmayı biliyorum.
- Katlanmak zorunda olmadan nasıl anlatacağımı biliyorum.
- İtiraz etmenin Yaradan tanımını biliyorum.
6.3. Göz Çakrası: Sezgilerimizin bizimle iletişime geçtiği çakradır. İki kaşımızın arasında alın ortasında yer almaktadır. Rengi laciverttir. Bütün sezgilerimiz, duru görümüz, duru işitimiz gibi ilahi olarak bize verilen ruhsal yeteneklerimizle bağlantılıdır. Bütün kafatasımız, başımız ve beynimizle bağlantılı olup, sorumlu olduğu bez Epifiz bezidir. Doğuştan herkesin 3 gözü açıktır. Hepimiz sezgisel olarak doğarız ancak bazı nedenlerden dolayı kimi insanlarda zamanla kapanır. Ya tekamül gereği ya da taşıdığı kişisel karakter gereği 3 gözümüzün işlevi yavaşlar ya da kişi kullanmamayı seçer. Sezgilerimiz bizim dostumuzdur. Belli dönemlerde sezgilerimizden yardım alarak ilerleyebiliriz.
“Mantıklı olarak yaşamalı insanoğlu”, bu doğrudur ancak bazı zamanlarda isabetli karar almak için sezgilerimize başvurarak doğru karar verebiliriz. Danışan ve öğrencilerimden şöyle bir cümleyi çok duydum, “Eskiden her şeyi görür ve bilirdim, rüyalarım çıkardı ne dediysem gerçekleşirdi, sonra KORKTUM ve artık bilmek istemedim ve artık görmüyorum.” Son zamanlarda çok fazla psişik yetenekleri olan, sezgisel ve uyanmaya gönüllü kişiler karşımıza çıkar oldu. Büyük çoğunluk uyanmakta bu çok sevindirici olay çünkü çağımız bunu gerektiriyor duygu ve sezgi yönümüz gelişmekte ve insanlık hızlı bir şekilde uyanışa geçti.
Sezgilerimizi günlük hayatta kullanmak bize çok fayda sağlayacaktır. Sezgisel insan illa ki başkalarını şifalandıracak diyemeyiz, öncelikle sezgiler kişinin kendisine hizmet etmesi için Yaradan tarafından hediye edildi. İnsanoğlu 4 elementi eşit bir şekilde kullanmalı, ateşi, suyu, toprağı ve havayı: Ateş eril enerjiyi temsil ederken, Su dişil enerjiyi temsil etmekte, Hava ilahi olanı temsil ederken, Toprak madde dünyasını temsil etmekte.
Her insan bu elementleri eşit biçimde kullanmayı öğrendiği zaman, tekâmül süreci hızlı ve keyifli ilerlediği gibi, gerçek anlamda Mutluluğunu kodlamış olacaktır. Kişi tekâmül yolculuğunda Yaradanla yaptığı anlaşma gereği bazı elementler aşırı, bazı elementler daha az bir şekilde bedenlenmiş olarak dünyaya doğarlar. Uyanmaya gönüllü, bedenlenmiş ruhlar, ruhsal yolculuk esnasında ustalaşmaya doğru aydınlanarak ve dönüşerek ilerlerken eksik olan yanını geliştirir. Tüm yanlar eşit bir şekilde geliştiği zaman insan tekâmül sürecini tamamlamış olur ve 5 seviyeye, üstat makamına ulaşmak üzere yükselir.
İnsanoğlu 3 boyutlu dünyaya doğar ve yiyerek var olmakta ki bu da toprakla iç içe olduğumuzu anlamına gelir. Bütün varoluşunu madde dünyasına bağlamak ciddi anlamda dengesizlik yaratır. Dünyada yaşarken, dünyevi işlerle aşırı derecede uğraşıyor olması diğer elementleri az miktara özümsediğini söyleyebiliriz. Ruhsal ve ilahi olan ile yaşamak durumundayız, çünkü Yaradan ile bağımızı ruhumuz sağlamakta, ruhsal olacağız derken, toprağı ve dünya işlerini de yok sayamayız ki bu da bizim altın oran niteliğinde dengeyi sağlamamız gerektiğini gösterir.
Eril enerji hayatta kalmak, hayatta ilerlemek ve hedeflerimizi tutturmakla alakalı bir yönümüzdür, hırslı bir biçimde ‘dünyaları fethetmekten’ de kaçınmalı, kendi dünyamızı fethetmeye çalışmalıyız. Bunu yaparken, koşulsuz sevgi, merhamet, empati ve yumuşaklıkla ilerlemekte büyük fayda var. Gördüğünüz gibi hepsi bizim varoluşumuzda çok ama çok önemliler, hepsini dengelemek, benimsemek, özümsemek gerekir. Bu dengeyi sağlamak konusunda bizim desteğimize 3 göz çakramız gelir. Altın oranı tutturmak, isabetli ilerlemek, ölçümüzü bilmek için Yaradan her daim bize yardım etmekte Bize düşen Yaradan’dan gelen yönlendirmeyi görebilmek, alabilmektir. Yaradan’dan gelen bilgiyi, ışığı erdemlerimizi geliştirerek başarabiliriz.
3 Göz Çakrasını geliştirmek ve Yaradan’dan gelen desteği alabilmek için HİS YÜKLEMELERİ! Dikkatli okuyun, hissedin ve EVET deyin:
- 3 göz çakramı aktif ve dengeli olmasının nasıl hissedildiğini biliyorum.
- Sezgisel olmanın Yaradan tanımını biliyorum.
- Sezgilerime nasıl güveneceğimi biliyorum.
- Duru görü ve duru işitimle nasıl yaşayacağımı biliyorum.
- Bana gelen bilgilere nasıl güveneceğimi biliyorum.
- Psişik yeteneklerimi kullanmaya izinliyim.
- Psişik yeteneklerimle hareket etmeyi anlıyorum.
7.Taç Çakra: Yaradan ve ilahi olanla doğrudan bağlantı kurduğumuz çakra. Yeri, başımızın üstünde; rengi mordur. Taç çakramız, Yaradan’dan bütün olumlu enerjileri alır ve diğer çakralara ileterek, hem bedenimizi hem ruhumuzu hem de organlarımızı beslememize yardımcı olur. Taç çakra kapanmaz ancak dengesiz çalışabilir. Dengesiz çalışan taç çakra ruhsal hastalıklara yol açabilir. Yavaş çalışan taç çakra, insanın umutsuz olmasına, her şeyden umudunu kesmiş olma hallerini yaşamasına neden olabilir. Taç çakradan içeri giren ilahi enerji, yaşamsal hat olarak adlandırdığımız kanaldan, yani omurilikten geçerek, her çakraya enerjiyi dağıtarak kök çakraya ulaştırır enerjiyi. İlahi enerji, yaşamsal hattan geçtiği gibi, aynı zamanda doğrudan Yaradan’dan çakralara yüklenir. Dolayısıyla, Yaradan’dan gelen enerjiyi iki yoldan alırız: taç çakradan girer, yaşamsal hatta geçer ve diğer çakralara bağlanır.
Taç Çakranızı dengelemek için HİS YÜKLEMELERİ! Dikkatlice okuyun, hissedin ve EVET deyin!
- Yaradan ile bir ve bütün olmanın mümkün ve güvenli olduğunu biliyorum.
- Yaradan’ı nasıl hissedeceğimi biliyorum.
- Yaradan’dan destek almayı biliyorum.
- Yaradana teslim olmanın nasıl hissedildiğini biliyorum.
- Yaradan ile yaşamayı biliyorum.
- Yaradan’ın şifalandırmasına nasıl izin vereceğimi biliyorum.
- Bütün çakralarımın aktif ve dengeli çalışmasının nasıl hissedildiğini biliyorum.
- Şifalanmaya izinliyim.
- Yaradan’ın ihyasına layığım ve izinliyim.
BÜTÜN ÇAKRALARI DENGELEME MEDİTASYONU! Rahatça oturduğunuzdan veya uzandığınızdan emin olun. Gözlerinizi kapatın ve derin derin nefes alışverişi yapın. Gelen düşüncelere takılıp kalmayın, onları akıp gitmelerine izin verin. Yeni düşünceler gelebilir, onları da engellemeyin, akmaya devam etmelerine izin verin.
Odağınız nefesinizde olsun. Nefesinize odaklandıkça, bedeninizin giderek gevşediğini hissedin. Ayak parmaklarınızdan başlayarak adım adım yukarıya odaklanarak bütün bedeninizin rahatladığını hissetmeye başlayın.
Kendinizin şu anda yatar ya da oturur pozisyonda olan başka versiyonunuzu karşınıza alın. Kendinizin 2 versiyonunu enerjetik beden şekilde olduğunu imgeleyin. Karşınızda oturan da sizsiniz. Karşınızda oturan sizin, bütün çakralarını gözden geçirin:
- Kök çakrasını
- Cinsel çakrasını
- Mide çakrasını
- Kalp çakrasını
- Boğaz çakrasını
- Üçüncü göz çakrasını
- Taç çakrasını
Hepsini tek tek imgeleyin. Ardından karşınızda oturan sizin taç çakrasından giren, ilahi şifa enerjisinin başının ucundan geçtiğini ve direk olarak kök çakrasına ulaştığını görün. Yaradan’dan gelen enerjinin kök çakrayı önce yıkadığını, temizlediğini, arındırdığını, eğer hasarlıysa onardığını ardından, dengeli çalıştırdığını görün.
Dikkat edin bakalım, kök çakra aşırı aktif mi yoksa gereğinden fazla yavaş mı? Duruma göre, aşırı aktif olsa da ya da yavaş da olsa, ilahi olarak dengeli çalışmaya başladığına emin olun. Kök çakranın canlı kırmızı renk salgılamaya başladığını fark edin. Kırmızı rengin kök çakranın bağlı olduğu organları besleyerek şifalandırdığına tanık olun. Kalın bağırsağınız, böbrekleriniz, böbrek üstü bezleriniz şifalanmakta. Sonradan kırmızı rengin bacaklardan, ayaklardan aşağıya inerek dünya anaya uzandığını ve nüfuz ettiğini görün. Bir müddet böyle oturun, kök çakranın harikulade ve ahenk ile çalışmakta olduğunu izleyin.
Sonra, kendinizin karşınızda oturan enerjetik versiyonunuzun taç çakrasından, bir ilahi şifa enerjisi girdiğini ve doğrudan cinsel çakranıza kadar ulaştığını görün. Bu muazzam şifa enerjisi, cinsel çakranızı yıkıyor, temizliyor ve arındırıyor, hasar varsa onarıyor. Temizlik, onarım ve arınma tamamlandığında, cinsel çakranız aktif ve dengeli çalışmaya başladığını takip edin. Dengeli çalışırken, cinsel çakranızın canlı turuncu rengi salgıladığını fark edin. Turuncu renk, cinsel organlarınızı besliyor ve şifalandırıyor, yaratıcılığınızı artırıyor.
Sonra, tekrar karşınızda oturan sizin taç çakranızdan ilahi şifa enerjisinin girerek, mide çakrasına ulaştığını ve orayı temizlediğini, arındırdığını, onardığını ve şifalandırarak, aktif ve dengeli çalıştırdığını görün. Canlı sarı rengin, çakradan dengeli ve nazikçe bağlı olduğu organlara yayılarak onları şifalandırmasını izleyin.
Ardından, karşıda oturan sizin taç çakranızdan, ilahi şifa enerjisinin girerek, kalp çakranıza ulaştığını görün. Kalp çakranızı temizlesin, şifalandırsın, arındırsın ve aktif çalışmasını sağlasın. Genelde bu çakra ciddi onarım isteyebileceğinden, onarımı tamamlayana kadar beklemek gerek, fazladan kırgınlık ve hayal kırıklıkları olduğunda acele etmeden onarılmasını bekleyin.
Arınmış, temizlenmiş kalp çakranızın, zümrüt yeşili veya şeker pembe renk salgıladığını görün. Bu rengin önce kalbinizin tamamını kapladığını ardından bütün bedeninize yayılarak bedeninizi sevgi rengi olan yeşil ya da pembeye boyadığını fark edin. Tam bu esnada kendinizi ne kadar sevdiğinizi fark edin. Kalp çakrası şifalanması esnasında gözlerinizden, yaşlar süzülebilir, bırakın akarak kalbinizin yıkanmasını sağlasın ve içinde tuttuğu size iyi gelmeyen bütün her şey akıp gitsin.
Sonra karşınızdaki sizin taç çakranızdan, giren ilahi şifa enerjisi boğaz çakranıza gelsin, temizlesin, arındırsın, şifalandırsın ve onarsın. Dengeli çalışmaya başlayan boğaz çakranız muhteşem mavi renk salgılayarak, ağız içinizi, boğazınızı, şifalandırsın.
Ardından, karşınızdaki sizin taç çakranızdan giren ilahi şifa enerjisi, üçüncü göz çakranızı doldursun, arındırsın, şifalandırsın ve aktif çalıştırsın. Harika lacivert rengi, başınızın içini şifalandırsın, beyninizi temizlesin, beyin damarlarınızı onarsın. Ve ilahi şifa enerjisi taç çakranıza gelerek, orayı, şifalandırsın, arındırsın aktif ve dengeli çalıştırsın.
Son olarak, ilahi şifanın; yoğun, nazik ve şefkatli bir şekilde tekrar taç çakranızdan girerek, tek tek kök, cinsel, mide, kalp, boğaz, üçüncü göz çakralarınızı doldurduğunu, ayaklarınızın ucundan çıkarak, arınmış bir vaziyette dünya anaya doğru gittiğini görün.
Şifa olsun!
[Mutluluğunuzu Kodlayın kitabından alıntı]


