EVRENSEL YASALAR

EVRENSEL YASALAR

Gerçek ve en derinden mutlu olmamızı ve kalıcı olarak Mutluluğunuzu kodlamanızı sağlayan çok önemli olan unsurlardan biri de Evrensel Yasalara uygun bir şekilde hayat yaşamaktır. Bu “Evrensel Yasalar” nedir, ne işe yarar diye soracak olursak; evrenle uyumlu bir şekilde tekâmül etmemiz, ruhsal yolculuğumuzu gerçekleştirmemiz ve gerçek anlamda kim olduğumuzu hatırlamamıza destek olan yasalardır. Mutlaka çoğunuz duydunuz, biliyorsunuz. Şimdi sıra geldi onları uygulamaya. Uygulamaya koyulduğunuz zaman hayatınızda gerçek anlamda mutluluk olacaktır.

Kişisel ve ruhsal gelişim yolculuğunuzda ana kural, aydınlatıcı ve ışık tutan kitaplarda yazılanları kendi hayatınızda uygulamanızdır. Sadece okuyarak “Ha, tamam!” deyip geçmek değil, gerçek anlamda uygulamaya başlamaktır. Örneğin; “Pozitif ol!”, der bir kitabın başlığında, demek ki gerçekten pozitif olmak gerek. Olayların karşısında daha pozitif tutum sergilemek gibi. Diğer biri, “İyilik yap” der, gerçek anlamda iyilik yapmak gerekli nedenini yukarıda da okudunuz “Olumlu düşün” derse bir kitap, demek o andan itibaren olumlu düşünmeye başlamak gerek. Bu şekilde elinize geçen kitabın dediklerini uygulamaya başladığınızda hayatınızda değişim, dönüşüm ve mutluluk başlar. Bilin ki o kitap, bir yerindeki bilgiye ihtiyacınız olduğu için bir şekilde sizin elinize geçmiştir. İşte mutluluğumuzu, huzurumuzu ve mükemmelliğimizi yakalamamıza yardımcı olan Evrensel Yasaların birkaçı:

  1. Alma-Verme yasası: Çok kıymetli ve benim en çok önemsediğim yasalardan biridir. Almayı bilmek gibi, vermeyi de bilmeliyiz. Madde dünyasını kapsadığı gibi manevi ve duygusal alanda da alma ve verme yasasına uyum sağlamalıyız. Sevgiyi aldığımız, yani sevildiğimiz gibi sevgiyi vermeliyiz yani sevmeyi bilmeliyiz. Sevdikçe seviliriz, sevildikçe severiz. Bu olayı koşul ya da karşılık olarak algılamak yerine, birer bağımsızlık olarak da kabul edebilmek önemli. Anlatmak istediğim “seversen, seni severim” demek değil. Sevilmeyi beklemeden var olan her şeyi ve herkesi koşulsuzca sevmek. Koşulsuzca sevmeyi başardığımız zaman, koşulsuzca seviliriz. Bu yasa dengede olduğu sürece derin mutluluk hali yaşarız, çünkü almak ve vermek çok mutlu edici eylemler.

Kendinizi bir gözden geçirin bakalım, sizin alma ve verme durumunuz dengede mi? Verdiğiniz kadar alabiliyor musunuz ve aldığınız kadar verebiliyor musunuz? Sürekli verici konumdaysanız bilin ki bunu size yaptıran bilinçaltınızdaki inançlar. Örneğin; “Sevilmek için vermeliyim” inancı varsa, siz sürekli verir pozisyonda olursunuz ve bu sizin enerjinizi tüketmeye başlar ve gitgide mutsuz, yorgun ve değersiz hissetmeye başlarsınız. Sürekli alan taraf mısınız? O zaman, bilinçaltınızda “Herkes, dünya bana borçlu” inancı olabilir. İnanın hiç kimse, hiç kimseye hiçbir konuda borçlu değildir. Her şey ilahi ve evrensel yasalara uygun bir şekilde gelişecektir. Vermeden almak imkânsız. Eğer bunun aksinin olmasını sağlarsanız, hayal kırıklığı yaşar ve mutsuzluk döngüsünü yaratmış olursunuz.

  1. Etki-Tepki yasası: Yani kısaca “Ne ekersen onu biçersin”. Hayatınızı gözlemlediğiniz zaman hayatınıza çektiğiniz her şeyin sizin etkinize karşılık olarak tepki olduğunu anlayacaksınız. Çünkü bu evrende hiçbir şey karşılıksız kalmaz: İyi anlamda da karşılık bulur, iyi olmayan anlamda da karşılık bulur. Hayatımız boyunca birilerinin bize destek olmasını, yardımcı olmasını istiyorsak biz birilerine destek ve yardımcı olmaya başlamalıyız. Etki ve tepki yasasının farkına vararak yaşadığımız zaman, ne ekersek onu biçeceğimizi bildiğimiz zaman daha bilinçli ve olgun davranışlar sergileriz ki bu da bizim daha mutlu ve daha bilinçli olmamızı sağlar. Çünkü artık biliyoruz: Bizden çıkan katlanarak bize geri dönecektir!
  2. Çekim Yasası: Odağınızı, dikkatinizi ve enerjinizi nereye verirseniz orayı büyütürsünüz, orayı geliştirirsiniz. Dikkatinizi, odağınızı verdiğiniz her şeye enerjinizi kattığınız için hayatınıza çekersiniz demektir. Evrensel çekim yasası iyi olan ya da iyi olmayan şeyleri ayırt edemez. İyiliğe, pozitifliğe, mutluluğa odaklanırsınız; mutluluğu çekersiniz, yaratırsınız, gerçekleştirirsiniz. Eğer negatif olana korkuya, paniğe, hastalığa, başarısızlığa odaklanırsanız ve sürekli enerjinizi oraya yöneltirseniz maalesef bu negatif olayları hayatınıza olduğu gibi çekersiniz. Dolayısıyla seçim sizdedir. Çekim Yasası sizin için çalışmakta, neyi çekeceğinizi iyi düşünün, neyi seçeceğinizi iyi düşünün. İyi düşünün ki size hizmet eden güzellikleri çekin ve hayatınız arzu ettiğiniz şekilde mutluluk, keyif, huzur ve neşe içinde aksın.
  3. Denge Yasası: Evren dengesizliği sevmez. Denge Yasası bozulduğu alanda yorgunluk, hayattan keyif almama enerjisi hâkimiyet kurmaya başlar ki bu da mutsuzluğun bir parçası demektir. Aşırılıktan kaçınarak, kutupları eşit tuttuğumuz sürece, dengeli şekilde hayatımızı sürdürmenin yanı sıra derin içsel mutluluk ve huzur içinde yaşarız. Böylece gereksiz yükün altına girerek, gerekli olanı kaçırmamış oluruz. En çok denge isteyen durumlardan biri, Eril ve Dişil enerjilerin dengesidir. Hem erkekte hem de kadında eril ve dişil enerjinin eşit olması gerekmekte. Eril enerji: Eyleme geçmeyi, savunmayı, korumayı temsil ederken; Dişil enerji: Yaratmayı, var etmeyi, hayat vermeyi ve çoğaltmayı temsil etmekte ki bu da her iki enerjinin temsil ettiği alanlar hepimizin ihtiyacı olan alanlar demektir. Birinden biri fazla ya da eksik olursa, Denge yasası bozulmuş demektir.

Hem astrolojik hem de sezgisel olarak, Eril enerjimin daha yoğun olduğunun farkına vardığım zaman, kadın olmaktan daha çok erkek olduğunu fark ettim. Dişil enerjimin de oldukça yüksek olması, durumu bir miktar kurtarırken günün sonunda gereksiz yorgunluklarla baş etmek zorunda olduğumun farkına vardım. Acilen bu durumu düzeltmek adına ilk adım olan bilinçli şifayı uyguladım: Farkına vardım, sorguladım. Sorumluluk alarak, 2 adım olan bilinçaltı şifasını gerçekleştirdim. Kendi üzerimde çalışarak, kendi kendimi şifalandırdığım konulardan biri de buydu.

Eril ve dişil enerjilerin dengesini bozulmasına sebep olan nedir? diye sorabilirsiniz. Çocuklumuzda aldığımız terbiye şekli, tekâmül yolculuğu ve bilinçaltı kodlamaları buna sebep olabilir. İvedilikle dengeyi bulmamız gerekir. Bize hiç alakalandırılmayacak hastalıklar ve rahatsızlıklar getirebilir.

  1. Kimlik Yasası: Evrensel kimlik yasası gerçekte kim olduğumuzu hatırlamak ve bu dünyaya geliş amacımızı, misyonumuzu gerçekleştirmek için bizi destekleyici yasadır. Kimliğimizi iyi bir şekilde belirlediğimiz, bu dünyaya geliş misyonumuzu hatırladığımız zaman biz bir adım atarken, evren bizi iki adım atmış gibi ileriye götürecektir.

İlahi plana bakılırsa her insan bu dünyaya çok önemli bir rol üstlenerek gelmekte. İster tıp dünyasında bir profesör, ister bir temizlik çalışanı olsun, kişi misyonunun erken yaşta farkına vararak, “Evrenin kimlik yasası” gereği, doğru yol alırsa muazzam, büyük başarılara imza atacaktır. Aynı zamanda yapmakta olduğu işten müthiş mutluluk duyacaktır. Kimlik yasası gereği, evren tarafından hayatımızda yaratılan; yaşadığımız bütün deneyimler, başımızdan geçen bütün olaylar bize gerçekte kim olduğumuzu hatırlatmaya yönelik çalışmaktadır. Gerçek anlamda kim olduğumuzu hatırlamaya ve ilahi misyonumuza göre hayatta yol almaya başladığımızda; en derinde, en kutsal köşede, en ilahi anlamda mutluluğu deneyimliyor olacağız. Farklı biriymiş gibi davranan birkaç kişi tanıdığım oldu, farklı kişiymiş gibi davranmak, çok yorucu olduğu gibi, enerjinin heba olmasına sebep olacaktır. Çünkü o insan sürekli, olmak istediği kişiymiş gibi davranmaya çalışırken, düşünce ve davranışını dışarıya yansıtmadan önce filtreden geçirmek ve düzeltmek zorunda kalacaktır, hata yapma şansı ya da lüksü yoktur, çünkü gerçek kimliğinin ortaya çıkması o kişi için ‘felaket’ olacaktır. Sizce, neden böyle eylemde bulunurlar insanlar? Bunun sebebi, çok derinlerde kendine sevgisinin olmayışıdır, kendini olduğu gibi kabul etmeyişidir. İvedilikle o tarz insanların kendilerini olduğu gibi kabul etmeyi öğrenmeleri çok büyük mutluluk getirecektir. Bunun için öncelikle bu durumun farkına varmalı, düzeltmek istemeli ve bir uzmana başvurmalı.

  1. Eylem Yasası: Düşüncelerimizin, hislerimizin gerçekleşmesi için eyleme geçmek, o düşünce ve hislerin tezahürünü mümkün kılar. Evde oturarak sadece hayal kurmak ve yaratım yapmak tam olarak istediğimizi vermediği gibi evrene küsmemize sebep olacaktır.

Düşünce dünyasında oluşan bir istek, ardından gerçekleşmesi için yapılan; dilek, dua ve yaratım, ardından onun tezahür etmesini sağlamak için fiziki eylemde bulunmak oldukça önemlidir.

Adamın biri çok zengin olmak istermiş. Bunun için her gün yaradana dua eder, meditasyonlar yapar, dilekler dilermiş ama bir türlü istediği zenginliğe kavuşamamış. Sonunda dua etmekten, meditasyon yapmaktan yorulan adam yaradana haykırarak: “Ey yaradan hani sen istediğim her şeyi verecektin? Hani istediğim her şeyi gerçekleştirecektin? Onca duama, onca ibadet etmeme rağmen neden hala zengin olamadım?” diye sormuş. Yaradan o esnada dayanamayıp: “Eh, be adam gidip bari bir piyango bileti alsaydın!” demiş.

Yıllar evvel okumuştum, çok etkilendiğim ve sevdiğim hikâye olarak bende kaldı. Sizlerle paylaşmak istedim. Anlayacağınız gibi eylem yasası varoluşumuzda çok ama çok önemli yere sahiptir.

  1. Özgür İrade Yasası: Yaradan ve evren bu yasayı bize sunarken aslında bize şunu demek istiyor, “Sen hayatının kaptanısın, sen yönetmensin”. Evrende her şey bizim Özgür irademize tabidir. Biz istediğimiz her şeye özgür irademizle sahip olabiliriz. Bu yasa gereği başkalarının Özgür İradesine de saygı duymak zorundayız, aksi halde karma yaratır ve mutluluğunuza dair her şeyi bloke ederiz.

Kimse istemediği halde yardım etmek de Özgür iradeye müdahaledir. İnsanlık namına yapılan yardımlardan bahis etmiyorum. Sizden birileri bir şey istediğinde yardım etme yetkiniz olur. Aksi halde yardımınız değer bulmadığı gibi, zarar da verebilir. Sırf sevilmek veya kabul edilmek için yardım etmekten kaçınmanızı önerebilirim. Yaptığınız fedakârlık “Olması gereken budur” diye algılanabilir. Hiçbir kıymeti olmadığı gibi arada kaynar gider. Yardım ederken ve iyilik yaparken karşılık beklemenizi tabii ki söylemiyorum. Yapmanız gerektiği için iyilik ve yardım ederken, sizden bu yardım ve iyiliğin istendiğinden emin olarak yapın diyorum. Bu evrensel yasalara uygun yaşam sürdüğümüz sürece hayatımıza daha çok mutluluk, neşe, başarı ve huzur girecektir. Aslında çok kolay, kendinizle sık sık baş başa kalarak bunları başarmak mümkündür.

[Mutluluğunuzu Kodlayın kitabından alıntı]

Share with
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Start typing and press Enter to search