FREKANS
Gayeniz sürekli iyilik yapmak olsun. Çünkü bilirsiniz ne yaparsanız, onu alırsınız. İyilik yaptığınız insandan iyilik görür müsünüz? Bilinmez ama olma ihtimali çok yüksek, yaptığınız iyilik başka birinden, doğadan, Yaradandan kat be kat size dönecektir. İyilik yapmak enerjisel olarak çok yüksek frekansa sahiptir. Bu da sizin frekansınızı yükselteceği için siz; yukarda titreşen bütün dünyevi ve ruhsal muhteşem olan her şeye yaklaşacaksınız.
Neden yüksekte titreşmek bu denli önemli? Çünkü harika, pozitif olan her şey ama her şey yüksek frekansla titreşir. Örneğin: Mutluluk, zenginlik, sağlık, başarı, sevilmek, değer görmek, itibar, saygı daha nice güzel olan şeyler yükseklerde titreşir. Siz iyilik yaparak yüksek frekansta titreşecek, ışık saçacak ve benzeri enerjileri çekeceksiniz. Bize iyi gelmeyen, bizi aşağıya çeken bütün durumlar ve davranışlar düşük frekansta titreşir.
Mesela: Kin, fitne, ara bozmak, kıskançlık, nefret, insanların kötü hissetmesini sağlamak, üzmek, ezmek, egolu olmak, aldatmak. Herhangi bir durumda böyle davrandığınızı yakalarsanız anında, değişmeyi seçin. Neyin sonucunda olursa olsun, hangi olay karşısında böyle davranmak zorunda kalmış olursanız olun: hemen bu davranışı terk edin! Böyle davranmanızı sağlayan size göre belki geçerli bir sebebiniz olabilir ama bilin ki bu tarz davranışlar size iyi gelmediği gibi, size gelecek muhteşemlikleri engelleyecektir.
Sevgiyle bütün düşük titreşimli davranışlarınızı salıverin. Onlara teşekkür edin ve artık o duygulara ihtiyaç duymadığınızı zihninizden geçirin. Göreceksiniz, gözle görünür bir biçimde hayatınız parıldamaya ve iyileşmeye başlayacak. İnsanların size karşı davranışı değişirken hayatınızın her alanı ilahi olarak sevgi ve neşeyle donatılacak.
Düşünün bakalım gerekli ve önemli olan; güzel, muhteşem her şeyi yaşamak ve deneyimlemek mi? Gereksiz ve değmez düşük titreşimlere bağlı kalarak, hakkınız olan muazzamlıklardan vazgeçmek mi?
İnsanlara kendilerini iyi hissettirecek eylemlerde bulunduğunuzda, hayatınızı sessizce takibe alın. İlk olarak fark edeceğiniz şey, insanların da sizi iyi hissettirmek için anlaşmadan ama senkron biçimde işe koyulmaları olacak. Bu sizin günden güne mutlu olmanızı, huzurlu olmanızı sağladığı gibi size gerekli insan olduğunuzu da hatırlatacaktır. Evet, siz gerekli bir insansınız, eşi benzeri olamayan ve çok faydalı birisiniz. Sizin bir misyonunuz var, öylesine doğmadınız ve öylece yaşayarak, öylece de göçüp gitmeyeceksiniz. Misyonunuzu hatırladığınız ve yerine getirmeye başladığınız zaman hayatınızı kolaylıkla, daha az kayıplar vererek yaşayacaksınız ve o alanda başarılar elde edeceksiniz. Çünkü doğru yoldasınız ve bu durumda evren ve Yaradan tarafından destekleneceksiniz.
Hayatınız boyunca alanında başarılı olan birçok insan tanımış olmalısınız, işte onlar misyonunu hatırlamış ve yerine getirmek için çaba gösteren insanlardır. Çoğu ebeveynin yaptığı doğru olmayan bir davranış vardır; kendilerinin olamadığı bir mesleğe veya kişiliğe evlatlarını zorlarlar. Asıl görevini hatırlamaya yardımcı olmak yerine, çocuklarını manipüle ederek, ruhsal yolculuğuna mani olurlar. Tabii ki bütün bu davranışlar, kötü niyet barındırmadığı gibi daha çok bilgisizlikten kaynaklanmakta. O ebeveynlere soracak olursanız, o veya başka yaptırımının çocuğu için en iyisi olduğunu iddia edebilir. Oysa, o iş öyle değil! En doğru, ona iyi gelecek olanı sadece çocuğun kendisi bilebilir. Siz artık bunun farkına vardığınıza göre, sayın ebeveyn ya da gelecekte ebeveyn olacak insan lütfen evladınızı destekleyin, destekleyin sadece destekleyin.
Ona ne kadar değer verdiğinizi, ne kadar önemsediğinizi ve ne kadar sevdiğinizi söyleyin. Düşünmeyin söyleyin, “O, zaten bilir” demeyin, söyleyin. “Zaten seviyorum neden söylenmeli ki?” demeyin lütfen söyleyin. Çocuklarınızın kulaklarında çok sık sevgi sözcükleri çınladıkça, o çocuk çok kolay ve hızlı bir biçimde kendi misyonunu hatırlar ve hayatta en çok faydalı olacağı alanda bulur kendini. Başarıları daha kolay olacak, çok fazla engebeli yollardan geçmek zorunda kalmadan menziline ulaşacak. Bu bir ebeveyn olarak evlatlarımıza yapabileceğimiz en güzel hediye ve aynı zamanda en doğru ebeveynliktir. Sevildiğini sık sık duyan çocuk kendinden emin olduğu gibi, değerli olduğunun da bilincinde olacaktır.
Hepimiz olduğu gibi çocuklarımız da tekâmül edecekler. İşte bu tekâmül etmede ve ruhsal olgunlaşma sürecinde ne kadar çok sevildiğini bilerek büyüyen çocuk, daha az sarsılma ve kırılmalara maruz kalarak değişim ve dönüşüm, aydınlanma ve olgunlaşma süreci geçirecektir. Çocuklarınıza güvenin, onlara kendileri olmasına izin verin. “Onları koruyorum” adı altında sizin istediğiniz kişiye dönüşmesi için çaba içinde olmayın. Yukarıda da onlara destek vermenizin iyi olacağı hakkında yazdım. Evet onları olduğu gibi kabul ederek, destekleyerek ve sürekli onlara sevginizi tekrarlayarak, onların ne kadar değerli olduğunu hissettirerek büyütürseniz, dünyanın en mutlu insanı olacaksınız. Çünkü mutlu evlat görmek bizi de mutlu eder ve ayrıca kendimizle gurur duymamızı sağlar.
Mutluluğumuzu gölgeleyen durumlar aslında gizli arzularımızdır. Arzulara sahip olmak kötüdür demiyorum ama! Bu arzular bize veya başkalarına ne hissettirecek veya ne yaşatacak? Bu arzularımız bizim ve bütünün hayrına olacak mı? Arzularımız iyi niyetli olduğu gibi iyi niyetli olmayanlar da olabiliyor. Peki, niyetlerimizin niteliğinin farkında mıyız? Tabii farkındayız. Kendimize “Neden iyi niyetli olmayan arzuların peşindeyiz” diye hiç sorduk mu? Aklımız çeşitli cevaplar verir ve biz bu cevapları “Haklı nedenmiş” gibi algılar onlara tutunmayı seçeriz.
Burada derinlemesine bir kez daha sorgulamanızı öneririm. Çünkü iyi niyetli olmayan, her eylem ve davranış başta söylediğim gibi mutluluğumuzu gölgeler. Kısa vadede belki egomuzu besler, ancak günün sonunda ruhumuzdaki boşluğu fark ederiz. Gece başımızı yastığa koyduğumuz an içimizi derin bir huzursuzluk kaplar. İyi niyetli olmayan arzulara sahip olmak ve onları eyleme geçirmek için belki ‘haklı’ sebepleriniz vardır ama inanın, onlar hiçbir şekilde size hizmet etmeyecek, hatta sizi her anlamda çok geriletecek. İyi niyetli olmadığının farkına varmış olmanızı tahmin edebiliyorum ama gene de engel olamıyorsunuz diyelim, demek burada ciddi ve profesyonel birinden yardım almanız oldukça kıymetli eylem olacaktır. Çünkü bu tarz eylemler hem bilinçli olarak çöküş yaşattığı gibi, bilinçaltınızda da zararlı programlar oluşturacaktır.
Onun aksine, ruhunuzu doldurmak onunla ilgilenmek ve beslemek, hayatınızın her alanını dolu dolu yaşamamızı sağladığı gibi, gerçek anlamda mutluluğunuzu kodlamanızı sağlar. Daha evvel bahsettiğim gibi, MUTLULUK deyince, herkes farklı bir biçimde algılara sahiptir: Kimileri evlat sahibi olunca, kimileri kariyer ile kimileri çok parada, kimileri ruh eşine kavuşunca “mutlu olurum” der. Oysa mutluluk bizim içimizdedir, ruhun bütünlüğü, doyumu ve doluluğundadır. Ruhumuzun en derinliklerinde mutluluğu keşfettiğimiz zaman, 3 boyutlu dünyada mutluluk adındaki her şey bizim olacaktır. Ruhumuz mutlu olduğu zaman, dünyamız mutlulukla kaplanmış olacak.
Yukarıda anlattığım gibi ruhumuzun neyin beslediğini keşfettiğimiz zaman, diğer bütün unsurlar ayaklarımızın önüne serilecek. Kimileri ruhunu, güzel müzikle besler, güzel sanatlar ortaya çıkararak, yapmakta olduğu işi hakkıyla yaparak, şarkı söyleyerek veya doğada vakit geçirerek. Sadece SİZ sizin ruhunuza neyin iyi geleceğini bilebilirsiniz. Lütfen bunu bir an önce keşfedin ve sürekli yapın. Yapın ki ruhunuz sağlam, tam, bütün ve beslenmiş olsun. Örnek vermem gerekirse, tanımadığınız insana günaydın demek, temizlik sağlayan insanlara teşekkür etmek, gülümsemek, tebessüm ile dolaşmak, iyi olayların beklentisi içinde olmak ve daha çok çok olumlu eylemler size çok iyi gelecektir.
Ruhumuzu en güzel biçimde besleyen bir diğer şey se; insanlara iyilik yapmak ve insanların iyi hissetmesini sağlamak. Gün içinde veya hayatınızda insanların iyi hissetmesini sağladınız mı? Fark ettirmeden bir insanın hayatının iyiye doğru gitmesine sebep oldunuz mu? Öylesine birileri ile görüşürken, diğer insanın “Ne kadar iyi biri olduğu” konusunda söyleştiniz mi? Cevabınız evet ise, siz muhteşem insansınız, buna ben inanıyorum. İnsanların iyi hissetmesini sağlarken, karşılık beklemeden yapabilmek ayrı muhteşemliği bize getirecektir. Siz karşılık beklemeden herhangi yüce eylemde bulunurken, evren anında sizin en güzel ihtiyacınızı karşılayacaktır.
Neden insanları iyi hissetmesini sağlamalısınız, çünkü siz de İNSANSINIZ. Siz insanların iyi hissetmesini sağlarsanız, mutlaka biri de gelir sizin iyi hissetmenizi sağlar. İnsan olmak, bildiğimiz üzere; beden, ruh ve zihinden oluşmakta. Bu üçlü ancak dengeli ve sağlıklı bir şekilde varlığını sürdürdüğü zaman bizim varoluşumuzun asıl olan vazifesini ve misyonunu yerine getirmesine yardım edecektir. İnsanların kendilerini iyi hissetmesini sağlayın, onların mutlu olmasına katkıda bulunun işte o zaman evren size tüm kapılarını açar.
[Mutluluğunuzu Kodlayın kitabından alıntı]


